WhatsApp

Üstâd FEYZULLAH KALAYCI Kimdir? Ve Tesbih‘e dair…

Feyzullah Kalaycı, 15 yaşından beri tesbihle hemhâl. Trabzonludur. 11 yaşındayken göçmüşler İstanbul’a. İlk ustası, İmam babası Mustafa Kalaycı. Babasındaki tesbih sevdası da ‘Kalaycı’ Dedeye uzanıyor. Mustafa Usta, babasından miras kalan tesbih sevdasını oğulları İmdat ile Feyzullah’a sevdirmiş... Halen Ümraniye’deki evlerinde baba, ağabey ve kardeş hep beraber üretimlerini sürdürüyorlar. 71 yaşındaki Mustafa Bey emekli olmuş olmasına ama tesbihten el çekmemiş… Evinin bir köşesinde kurduğu tornasıyla üretimi sürdürüyor. Feyzullah Bey de babası gibi imam-hatipmiş. İmamlığı sonradan girdiği üniversiteyle birlikte götürmüş bir müddet. Kendisi meslek olarak "kişinin elinin emeği en hayırlı kazançtır" düsturunu benimseyerek bir "Tesbih Üstâd" ı olmuştur.
Birçok materyalden yüzlerce tesbih yapmıştır. Çok kıymetli tesbihlerde yine kendisinin imzası vardır. Birçok koleksiyoner O'nun tesbihini uzaktan görerek bile tanır.

-Üstâd 'a tesbihsektörü ve tesbih hakkında sorulduğunda;

-Son on yılda tesbihe ilgide ciddi bir artış olduğunu, bununla birlikte sahteciliğin de arttığını söylüyor. Sık sık benzer vakalarla karşılaştığını, ehil olmayan yüzlerce ustanın insanların tesbih zaafını istismar ettiğini anlatıyor: "Türkiye’de gerçek manada 10-15 tesbih ustası var. Fırsatçılar 10 lira etmeyecek plastik tesbihleri anlamayanlara bin-iki bin liraya satıyorlar. Tanınmış birkaç müşterim de yaşadı benzer olayları. Koleksiyonlarından sahtelerini çıkardığımda anladılar kandırıldıklarını. Maalesef bu ‘vicdansız’ kişiler tesbihçilerin yanında tesbihçiliği de karalıyor. Kandırılmaktan usanıp koleksiyonunu dağıtanlara şahit oluyorum.”

Kehribar şifa kaynağı

Çin, sahte tesbih piyasasının kalesi konumunda. Ardından Mısır ve Suriye geliyor. Türkiye’deki adres ise Adana… Bir kaynağa göre, piyasada kaliteli diye satılan tespihlerin neredeyse yüzde 60’ı sahte! Özellikle kehribar, kaplumbağa kabuğu, mercan, gergedan boynuzu gibi pahalı malzemelerin sahtesi üretiliyor. Bazıları tornaya sokulmadan gerçek olup olmadığı anlaşılamadığı için koleksiyonerler bile tuzağa düşebiliyor. Daha çok internet ortamından pazarlanan sahte tesbihler sağlığa da zararlı. Gerçeğine benzetmek için plastiğe karıştırılan kimyevi maddeler cilt kanseri gibi hayati hastalıklara yol açabiliyor.

Küresel tesbihpiyasasında pazar ve ustalık açısından Türkiye lider konumda. Kuveyt, Katar, Suudi Arabistan gibi tesbiheönem veren ülkeler Türkiye pazarından besleniyor. Özellikle aranan da kehribar.Zira ‘damla kehribar’ olarak adlandırılan ağaç reçinesinin milyonlarca yıl sonra başkalaşıp taşlaşmasından oluşan malzeme tükenme seyrinde. İki yıl önce kilosu 2 bin dolar olan kehribar, bugün 8 bin dolar civarında. Gelecek on yılda 20-30 bin dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Bundan dolayı imkânı olan tesbih sevdalıları kehribara yöneliyor. Kehribarın revaçta olmasının bir diğer nedeni de şifa kaynağı oluşu. Eklem tutulmalarının yanında boyun fıtığı ile guatra iyi geldiği biliniyor. Feyzullah Bey imkânı olan dostlarını kehribaralmaya teşvik etmiş. Yakın gelecekte kehribarın altından daha fazla kazandıracağını iddia ediyor.

Feyzullah Bey’e, amatörlerin gerçek tesbihi nasıl ayırt edebileceklerini soruyoruz. "Fiyatından!” diyerek başlıyor söze: "Kehribar tespihi yüz-iki yüz liraya alanlar var! Sadece Rusya ve Ukrayna’da çıkan, kilosu 8-10 bin dolar olan hakiki kehribardan yapılmış olması mümkün mü? Bir kilodan beş-altı tespih çıkarılsa bile mümkün değil. Gergedan boynuzu, fildişi için de aynı durum söz konusu. Bin liranın altında gerçek, kaliteli, iyi işçilikli tesbih almaya çalışmayın, aldanırsınız.”

İyi tesbihin tane, imame ve renk bütünlüğüyle hemen fark edilebileceğine değiniyor Feyzullah Kalaycı Üstâd. Ehil ustaların tesbihe bu formu verebilmek için cerrah hassasiyetiyle, günde en az iki-üç saat çalıştığını anlatıyor. Hakiki ustalardan çıkan tesbihlerde tanelerin hem kendi aralarında hem de imameyle uyumlu olduğunu belirtiyor: "Osmanlı dönemi tesbih ustaları imameyi kısa tutmuş. Son dönemde uzun imame moda oldu. İmame uzadıkça tesbih güzelleşiyor. İmamenin ucundaki kamçı da uzun olmalı. İmame içe doğru çevrildiğinde kamçısı tespih tanesine değmeli. Usulü budur çünkü… Bir de tespih 99’luk olmalı. Bugün 33’lük revaçta olsa da aslı 99’luktur.”

Plastik tesbihe el sürmeyin!

17’lik, 66’lık tesbihlerin kaynağını soruyoruz. Kökü Budizm’e dayanan, sonradan İslam’a geçen tespihin farklı dinlerde farklı şekilde kullanıldığını anlatıyor. 17’liklerin Yunan kültüründen, 66’lıkların da Vahhabilerden geldiğini aktarıyor. Bunun yanında beş yüz ve bin taneli zikir tespihlerin bulunduğunu söylüyor. Çin’den gelen plastik tespihleri hem sağlık yönünden hem de dinen sakıncalı görüyor: "Alışkanlık oldu, camilerde denk gelen plastik tespihlerin tanelerini sayıyorum. Hatalı çıkanları ipini koparıp halının altına atıyorum (gülüyor). Ekseriyetle Çin’den geliyor bunlar. Sağlık açısından da çok sakıncalı. Kanserojen etkiye sahip. Gün boyu elinizde, vücuda direkt teması söz konusu zira. Hâlbuki ağaç tesbihler çok ucuzladı; iki liraya kadar indi fiyatları. İnsanımız duyarlı olsa Çin’in kanserojen plastik tespihlerini camilerden çıkarır, yerine ağaç tesbihler koyar. Ciddi bir maliyeti de yok bu işin…”

Avrupa’da elit tekstil markalarının plastikler yerine kaplumbağa kabuğu, kehribar veya abanoz ağacından yapılmış organik düğmeler kullanmaya başladığını da naklediyor Üstâd. Osmanlı’da olduğu gibi Avrupa’da boynuz ve kemik tarağa dönüş yaşandığını aktarıyor: "Avrupa’da kansere yol açtığı için bizde ‘sıkma’ denilen yapay kehribar bile yasaklandı. Plastik tesbihe el süren yok oralarda…”

Son dönemde öne çıkan hayvan dişi ve kemiğinden üretilen tesbihlere dair tartışmaya biz sormadan kendi giriyor. Hayvanların sırf tesbih için öldürülmesine karşı çıkıyor. Buna dinin de cevaz vermediğini aktarıyor. Ayrıca hayvan dişi veya kemiğinden yapılan tesbihle zikir çekmeye dinî açıdan net bir cevaz verilemediğini vurguluyor: "Biz de balina, fil ve mamut dişinden, gergedan, geyik ve koçboynuzundan tesbih üretiyoruz. Zira hammadde için Afrika’ya gittiğimde fil gibi hayvanların dişinden çok eti için öldürüldüğünü gördüm. Dört hak mezhepten biri de cevaz veriyor fil etine. İnsanlar açlıktan ölmemek için tüketiyor. Kaldı ki fildişi para etmiyor oralarda; kilosu 50-100 dolara satılıyor. Burada 5-6 yüz dolar ediyor. Eğer sırf tesbih için öldürülseler en başta ben karşı dururdum. Ama yine de vicdanım rahat değil!”

Feyzullah Kalaycı’ya, bazı maçlarda tespih çeken Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim ile ilgili de bir soru yöneltiyoruz. Kalaycı, fotoğrafını incelediği Terim’in tespihinin büyük ihtimal kehribar olduğunu ve ünlü teknik adamın bu şekilde stres attığını söylüyor.

‘Tespihiniz sahte’ deyince kötü ben oluyorum

Feyzullah Kalaycı, özel üretim yapan ustalardan. İlber Ortaylı, Hâtemi ailesi, Kadir Topbaş, Serdar Neziroğlu, Katar kraliyet ailesi gibi hatırlı müşterileri için çalışıyor, ayda 8-10 tane tesbih üretiyor. Sadece tespih yapmakla kalmıyor, koleksiyonları elden geçiriyor. En çok bu aşamada zorluk yaşadığını itiraf ediyor: "Koleksiyoner ciddi para verip almış, ‘bir bak’ diye uzatıyor. Sahte olduğunu söyleyince bozuluyor. Söylemesem ona haksızlık yapmış olacağım… Bu işte vicdanlı ustanın eline düşmeyenin canı çok yanıyor. Mesela geçenlerde Ankara’da, dört bin dolar verip alınan tespihin sahte olduğunu söyledim birine… Kötü ben oldum! Mekânından kovacaktı az kalsın. Bazen ‘söylemesem mi’ diye düşündüğüm de oluyor.”

 Feyzullah Kalaycı Üstâd 'ın Nadide Koleksiyonu


Tesbih İçin Doğru Adres Osmanlı Pazar

Osmanlı Pazar, internetten güvenilir erkek ve aksesuar ürünlerinin sipariş edilmesi için yirmi dört saat hizmet veriyor. Doğal taşlı tesbihler, fiber materyalle üretimi yapılmış özel tesbihler, kehribar tesbih çeşitleri üretiliyor. Ağaç tesbih modelleri, gümüş tasarımlar, 99’luk modeller, altın kaplamalı ve 14 ayar altın kullanılan lüks ürün çeşitleri yayınlanıyor..

Daha fazlası